Sınavda Zaman Nasıl Yönetilir?

İnsanların en çok tepki gösterdiği konuların başında iş-zaman ilişkisi gelmektedir. Bir işin belirli bir sürede bitirilmesi için süre tutulması, hatta yaşamımızın bizce belirsiz bir süreyle sınırlandırılmış olması bile psikolojimizi önemli ölçüde etkiler.Süre kaygısı daha küçük bir çocukken okulda başlıyor. Okulun başlama ve bitişi arasındaki günlük süreler, derslerin süreleri, tatilin süresi; kısacası planlama adına kendimizi soktuğumuz stres cenderesinde, başımızı süre belasına sokan da biz yetişkinleriz. Yetişkin olunca bir çalışma zamanımız (mesai) oluyor; o da süreli; sonunda emekli oluyorsunuz!Bir sınav öğrencisinin en büyük stres tutumu zamanı kullanmaktan kaynaklanmaktadır. Sınav stresi, insan beynini sarsıp yazıları gölgeli, rakamları çift görmeye neden olduğu gibi, panik atak moduna geçip her şeyi birbirine karıştırmaya bile neden olabilir. Özellikle aşırı titiz olan veya böyle olması öğütlenen öğrencilerde daha sık görülen karmaşık duygular sınav anını tamamen berbat edebilir.Mademki durum bu; sınavda zaman yönetimi için size bir sepet öneri hazırladım. Bir bakın isterseniz!

  • Stresin en büyük kaynağı sınava iyi hazırlanmamış olmaktır. Konuyu biliyorsanız; iyi hazırlandıysanız bilgiye dayalı bir stres yaşamamalısınız. Bu açıdan sınava iyi hazırlanmış olmak en önemli ilk düğmedir; bu düğme konsantrasyon düzeyidir; tıpkı bir 100 metre koşucusunun tüm enerjisini beyninde topladığı gibi sınava konsantre olmak…
  • Sınava iyi hazırlanmış olmak demek yalnızca bilgi yüklenmek değil; aynı zamanda bilgilerimizi gelen her soruyu doğru bir şekilde cevaplamak amacıyla uygun bir şekilde kullanmaktır.
  • Okullarda yazılı olurken öğrencilerin sıklıkla sorduğu “Öğretmenim, istediğimiz sorudan başlayabilir miyiz?” sorusunu sormaya gerek, istediğiniz sorudan yanıtlamaya başlayabilirsiniz tabii ki. Burada istediğiniz soru hangisi olmalı peki? Evet, yanıtlamaya en iyi bildiğiniz dersten ve en kolay sorulardan başlayabilirsiniz. Unutmayın hayatta şöyle bir kural vardır: Evrensel sistemde basitten karmaşığa, kolaydan zora doğru diziliş vardır. İnsanların sosyal hayatındaki diziliş de böyledir. Sınavlarda da öyledir. Kolaydan zora doğru bir soru dizilişi vardır. Siz, kolaydan başlayın; zamanı tasarruf edersiniz. Zor olanlara daha çok zaman kalacaktır.
  •  
  • Odaklanmak niyet etmekle olmaz; odaklanacağım diye kendinizi sıkarsanız, en duyulmayacak sesleri duymaya başlarsınız. Hatta daha çok bozulursunuz; odaklanmak (konsantre olmak) kendinize veya sınav ortamına değil, sorulara odaklanmakla olur.
  • İlkemiz şu: Basitten, kolaydan başlamak önemlidir. Kolayları, kolaylıkla çözdüğünüzde kendinize güven gelir; tabi kendinizi dağıtmazsanız; ikincisi kolaylarda zamanı iyi kullanmış olursunuz. Karşınıza gelen ilk zor soru sizi hemen bunalıma sokabilir; sakin olun! Geçin böyle soruyu, ilerleyin, sonra yeniden dönersiniz bu soruya tamam mı? Sorularla sakın inatlaşmayın! Hatta zor soruyu bir kenara bırakın; cevabından emin olmadığınız soruları da geçin.
  • Bilgili olabiliriz, ancak zamanı iyi yönetemezsek bu durumda soruların yarısına gelmeden süremizin azaldığını fark ederek paniklersek her şey berbat olabilir. Bu nedenle bilgi/zaman, soru/zaman oranlarını doğru ayarlamak gerekir.

Sınavları hazırlayanların kullandığı soru dağılım tabloları vardır. Bizim kolay-zor ikilisi arasına yığdığımız soruların karşılıkları Bilgi, Kavrama, Uygulama, Analiz, Sentez ve Değerlendirme düzeyi sorulardır. Bilgi, Kavrama ve Uygulama soruları alt düzey akademik becerileri ölçtüğünden bize daha kolay gelir. Oysa, Analiz Sentez ve Uygulama becerilerini ölçen sorular daha zordur. Bu ikinci grup sorular iyi öğrencileri birbirinden ayırmak için hazırlanır ve bize zor denilen sorular bu becerileri yansıtır. Soruların güçlük düzeyleri seçildikleri bu becerilere göredir.

sınavda zaman yönetimi deyince ilk akla gelen şey hızlı okuma ve hızlı öğrenme becerilerinin öğrenilmesidir. Hızlı okuma becerilerini şimdilik bir başka yazıya bırakarak bugün diğer faktörlere değinmek istiyorum.

İnsanların en çok tepki gösterdiği konuların başında iş-zaman ilişkisi gelmektedir. Bir işin belirli bir sürede bitirilmesi için süre tutulması, hatta yaşamımızın bizce belirsiz bir süreyle sınırlandırılmış olması bile psikolojimizi önemli ölçüde etkiler.

Süre kaygısı daha küçük bir çocukken okulda başlıyor. Okulun başlama ve bitişi arasındaki günlük süreler, derslerin süreleri, tatilin süresi; kısacası planlama adına kendimizi soktuğumuz stres cenderesinde, başımızı süre belasına sokan da biz yetişkinleriz. Yetişkin olunca bir çalışma zamanımız (mesai) oluyor; o da süreli; sonunda emekli oluyorsunuz!

Bir sınav öğrencisinin en büyük stres tutumu zamanı kullanmaktan kaynaklanmaktadır. Sınav stresi, insan beynini sarsıp yazıları gölgeli, rakamları çift görmeye neden olduğu gibi, panik atak moduna geçip her şeyi birbirine karıştırmaya bile neden olabilir. Özellikle aşırı titiz olan veya böyle olması öğütlenen öğrencilerde daha sık görülen karmaşık duygular sınav anını tamamen berbat edebilir.

Mademki durum bu; sınavda zaman yönetimi için size bir sepet öneri hazırladım. Bir bakın isterseniz!

  • Stresin en büyük kaynağı sınava iyi hazırlanmamış olmaktır. Konuyu biliyorsanız; iyi hazırlandıysanız bilgiye dayalı bir stres yaşamamalısınız. Bu açıdan sınava iyi hazırlanmış olmak en önemli ilk düğmedir; bu düğme konsantrasyon düzeyidir; tıpkı bir 100 metre koşucusunun tüm enerjisini beyninde topladığı gibi sınava konsantre olmak…
  • Sınava iyi hazırlanmış olmak demek yalnızca bilgi yüklenmek değil; aynı zamanda bilgilerimizi gelen her soruyu doğru bir şekilde cevaplamak amacıyla uygun bir şekilde kullanmaktır.
  • Bilgili olabiliriz, ancak zamanı iyi yönetemezsek bu durumda soruların yarısına gelmeden süremizin azaldığını fark ederek paniklersek her şey berbat olabilir. Bu nedenle bilgi/zaman, soru/zaman oranlarını doğru ayarlamak gerekir.
  • Okullarda yazılı olurken öğrencilerin sıklıkla sorduğu “Öğretmenim, istediğimiz sorudan başlayabilir miyiz?” sorusunu sormaya gerek, istediğiniz sorudan yanıtlamaya başlayabilirsiniz tabii ki. Burada istediğiniz soru hangisi olmalı peki? Evet, yanıtlamaya en iyi bildiğiniz dersten ve en kolay sorulardan başlayabilirsiniz. Unutmayın hayatta şöyle bir kural vardır: Evrensel sistemde basitten karmaşığa, kolaydan zora doğru diziliş vardır. İnsanların sosyal hayatındaki diziliş de böyledir. Sınavlarda da öyledir. Kolaydan zora doğru bir soru dizilişi vardır. Siz, kolaydan başlayın; zamanı tasarruf edersiniz. Zor olanlara daha çok zaman kalacaktır.
  • Odaklanmak niyet etmekle olmaz; odaklanacağım diye kendinizi sıkarsanız, en duyulmayacak sesleri duymaya başlarsınız. Hatta daha çok bozulursunuz; odaklanmak (konsantre olmak) kendinize veya sınav ortamına değil, sorulara odaklanmakla olur.
  • İlkemiz şu: Basitten, kolaydan başlamak önemlidir. Kolayları, kolaylıkla çözdüğünüzde kendinize güven gelir; tabi kendinizi dağıtmazsanız; ikincisi kolaylarda zamanı iyi kullanmış olursunuz. Karşınıza gelen ilk zor soru sizi hemen bunalıma sokabilir; sakin olun! Geçin böyle soruyu, ilerleyin, sonra yeniden dönersiniz bu soruya tamam mı? Sorularla sakın inatlaşmayın! Hatta zor soruyu bir kenara bırakın; cevabından emin olmadığınız soruları da geçin.

Sınavları hazırlayanların kullandığı soru dağılım tabloları vardır. Bizim kolay-zor ikilisi arasına yığdığımız soruların karşılıkları Bilgi, Kavrama, Uygulama, Analiz, Sentez ve Değerlendirme düzeyi sorulardır. Bilgi, Kavrama ve Uygulama soruları alt düzey akademik becerileri ölçtüğünden bize daha kolay gelir. Oysa, Analiz Sentez ve Uygulama becerilerini ölçen sorular daha zordur. Bu ikinci grup sorular iyi öğrencileri birbirinden ayırmak için hazırlanır ve bize zor denilen sorular bu becerileri yansıtır. Soruların güçlük düzeyleri seçildikleri bu becerilere göredir.

  • Soru kökünü hızlı ve doğru anlayın. Öncüllü sorularda (Romen rakamlarıyla verilen ve ön bilgi içeren sorular) önce soru kökünü okuyun; sonra öncülleri okuyun. Daha sonra seçenekleri okuyun. Özellikle sözel sorularda, Türkçe, Edebiyat, Tarih ve Coğrafya gibi derslere ait sorularda bu tip sorular sıkça kullanılır. Burada zaman yönetimi üzerinden baktığımız için zaman yönetimine ilişkin ipuçları sunmaktayım.
  • Zamanı iyi yönetmek için turlama tekniğini kullanın. Ne demek? Yukarıda kısmen sözünü ettiğimiz tekniktir. Cevabını kolayca verebileceğimiz soruların öncelikli olarak çözülerek, zaman alıcı ve zor soruların ikinci tura bırakılmasına turlama tekniği denmektedir. Bir öğrenci deneme sınavlarında hangi sorunun kendisine vakit kaybettireceğini ya da hangi soru tarzlarını kolayca çözebileceğini deneme yanılma yoluyla önceden öğrenmelidir. Bir soruyu okudunuz, hakkında fikir sahibi değilseniz ilk turda o soruyla vakit kaybetmeden hemen geçmelisiniz. Yapmadan geçtiğiniz her soruya bir işaret koyun. Hatta bazen çok kolay gelen bir soruyu bile panik nedeniyle atladığınızı fark edeceksiniz. Olsun; yanlış işaretlemektense atlamak daha doğru. Eğer ikinci turda kolay yapabileceğinizi düşünüyorsanız buna uygun bir işaret koyun. Sorunun çok zor olduğunu ve yapamayacağınızı düşünüyorsanız başka bir işaret belirleyin. Böylece ikinci turda öncelikli çözeceğiniz soruları belirlemiş olursunuz. Bu da size zaman kazandırır.
  • Şunu unutmayın; iyi hazırlanmış bir öğrenciyseniz, sizin zorlandığınız soruda emin olun sizin gibi binlerce aday da zorlanıyordur. Bu sebeple” yapamıyorum, çok fazla boşum var “ gibi düşüncelerden arınarak mümkün olduğunda olumlu düşüncelerle hareket etmeliyiz.
  • Sınav esnasında  yorulduğunuzda  kendinize biraz zaman ayırabilirsiniz. Nasıl mı? Başınızı iki elinizin arasına koyup alnınıza masaj yapabilirsiniz. Bacaklarınızı gerginleştirip uzatıp tekrar toplayabilirsiniz. Elinizi yumruk yapmak-açmak-kapamak tarzından kan dolaşımını hızlandırıcı hareketler odaklanmanıza yardım eder. Vakit kaybı diye düşünmeyin. Zihin bir süre  dinlendikten sonra daha sağlıklı bir sınav süreci geçirirsniz.

Zamandan korkma

Zamanı Yönet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir